En iyi teknolojik cihaz!!! 9

Gelmiş geçmiş en iyi teknolojik icat ne diye sorsalar hiç düşünmeden radyo derim.sonyradyo_k

Eminim içinizde benle aynı fikirde olmayan birçok kişi vardır. Bu düşüncemi gereksiz derecede nostaljik, romantik hatta eski kafalı bulanlarınız da çıkacaktır. Ama lütfen açıklamama izin verin.

Radyo, her şeyden önce çok sihirli bir şeyi gerçekleştirir. İster müzik dinleyin, ister haber (ki buna eskiler ‘ajans’ der) temel mesaj şudur “dünyada yalnız değilsin, bir yerlerde birileri daha var ve şu an sana ulaşıyorlar.”

Aslında radyonun kendisi de sihirlidir. Öyle ki hava kararıp gece olduğunda normalde hiç alamadığınız bazı kanalları almaya başlarsınız birden. Lili Marlen türküsü gelir ulaşır size Zagrep dolaylarından.

Radyo mütevazidir. Hem kaynak olarak, hem de ilgi alaka olarak çok mütevazi beklentileri vardır. Sizden koskocaman anten istemez mesela, iki tane kalem pille günlerce idare eder. Ona ulaşmak için birkaç maaş ödemek ya da yayını kesmesinler diye her ay birilerine para vermek zorunda da değilsinizdir. Siz kitap okurken, ödev yaparken radyo bir kenarda takılır kısık sesle. 1950′lerde babamlar fındıklığa gittiklerinde yanlarında radyo götürürlermiş. Düşünsenize, tarlaya televizyon götürdüğünüzü.

Radyo haber verir, hem de iyi haber verir. Öyle “Ahmet Osman’ı bıçaklamış” haberleri pek duyamazsınız, “keşke hiç şiddet olmasa” derken bir yandan snuff rontgenciliği yapan ikinci sayfa haberleri de olmaz. Belki radyodan “aya ilk ayak basan adamı” gösteremezsiniz, ama “savaşın bittiğini” bütün dünyaya duyurabilirsiniz.

Radyo öğretir. 80’lerden en net hatıralarımda mutfaktaki ITT radyo başında  TRT-1’deki Okul Saati’ni dinlemeye dair. İçinde öğretici hikayeler, Afacan Beşler maceraları olan bu programı, her gün düzenli olarak dinlerdim. Kendimi ekibin sessiz altıncı üyesi gibi hayal ettiğimi hatırlıyorum, kafamda onların maceralarına eşlik edip aynı tehlikelere atılırken.

Radyo eğlendirir. 1982-2000 arasında 18 yıl boyunca iflah olmaz bir Trt Radyo 3 (o zamanlar FM’den çıkan tek kanal olduğu için TRT-FM’de derdik) dinleyicisiydim. Dire Straits, Pink Floyd, Depeche Mode ile Radyo 3’de tanıştım. Stüdyo FM’in, Gece ve Müzik’in jingleları silinmeyecek bir şekilde beynime kazınmışlardır. Bir keresinde sonlarına yetiştiğim ve büyülenerek dinlediğim bir parçayı, üç ay boyunca tanıdığım herkese sordum “Dire Straits’e benziyor ama flüt var” diyerek. Sonra yine bir tesadüf eseri öğrendim ki Jethro Tull’ın Budapest’iymiş o şarkı.

Radyo mistiktir. Mesela numara radyosu diye bir şey var; Number Station yıllardır yayın yapıyor, kimse yayının nerden geldiğini ve bu sayıların anlamının ne oluduğunu bilmiyor, CIA operasyonudur kesin diyenler çoğunlukta.

Radyo yaratıcıdır. 1900’lerden bu yana birçok kişi “radyodan bana seslendiler” diyerek mesajlar aldığını iddia etmiştir, televizyonda bu olmaz mesela :)

Radyo umut verir. Bundan birkaç yıl önce Bolivya’da bir iş adamı kaçırılmış. Bir süre eşinden haber alamayan karısı, bir yıl boyunca ona yerel bir radyo programı üzerinden seslenmiş. Aylar sonra kurtulan adam, bu yayınları dinlediğini ve onların kendisine verdiği güçle hayata tutunduğunu anlatmış.

Issız bir adaya düşecek olsam bir bıçaktan sonra isteyeceğim şey güneş enerjisi ile çalışan radyo olurdu mesela.

Bu noktada televizyonun çok daha önemli bir icat olduğunu iddia edilebilir. Ne de olsa bir resim bin kelimeye bedeldir (ama bazen de bir tek kelimeyi duymak için bir ömür bekler insanlar). Bir benzetme yapmak uygun olursa, radyoyu bisiklete benzetmek doğru olur. Basit, pratik, mütevazi ve katılımcı. Televizyon ise daha çok otomobil gibi. Bisiklet 200 yıldır, otomobil ise yaklaşık 110 yıldır var ve birbirlerinin yerine geçmiyorlar, ikisinin de ayrı kullanım alanları var.

Bütün bunları saydıktan sonra bir düşündüm de acaba ‘en iyi teknolojik icat’ derken neleri kriter almalı? Veya bir teknolojik cihazı nasıl değerlendirmeli?

Aklıma gelen birkaç madde şu şekilde:

-Basit bir işi temiz bir şekilde yapacak. 0-100 km’e 4 saniyede çıkmasına gerek yok, ayağınızı yerden kessin yeter.
-Basit olacak, kolay bozulmayacak. Karmaşık fonksiyonları da olabilir ama kolay bozulma pahasına değil.
-Sahip olma maliyeti, özellikle sarfı düşük olacak. (Çünkü hikayenin baş kahramanı sizsiniz, kullanmaya çekindiğiniz, gözünüzden sakladığınız arabanız, cep telefonunuz ya da laptopınız değil.)
-Taşınabilir olacak.
-Kapalı kutu olmayacak, müdahale edilebilir olacak.

Bu özelliklere uyan teknolojik cihazlarımı da sıraladım.

Sansa Mp3 Player (radyosu güzeldir, kötü çektiği yerlerde bile mono modda cızırtı yapmaz :) )
LinkSys WRT-54G Wireless Access Point (8 yıldır kullanıyorum, custom firmware yükledim, şahane çalışıyor)
Wii (Şimdiye kadar sahip olduğum en dertsiz tasasız konsol)
Efsanevi Ericson R520 (Sahip olduğum en iyi telefondu, bir telefondan beklenen bütün üçüncü dünya ihtiyaçlarımı çözdü ;) )
Nook Simple Touch (Bir bıçak, bir radyo bir de nook olsun lütfen)

Eğer sizin de aklınıza gelen bu özelliklere sahip cihazlar varsa, yorum olarak yazabilirseniz çok sevinirim.

Bonus: Eğer siz de benim gibi 80′lerde çocukluğunu geçirmiş bir radyo müptelasıysanız, mutlaka Woody Allen’ın Radio Days filmini seyredin.

9 thoughts on “En iyi teknolojik cihaz!!!

  1. Reply s Nis 11, 2013 13:21

    -Kapalı kutu olmayacak, müdahale edilebilir olacak. => Wii, R520, Sansa player buna uymuyor sanki

  2. Reply Sundance Nis 11, 2013 13:46

    Haklısınız R520 pek müdahale edilebilir bir cihaz değil, fakat birçok aletle seriport,bluetooth hatta kızılötesi ile bağlantı kurabilmesi onu çok pratik yapıyor.

    Fakat Wii ve Sansa bu konularda dehşet.

    Wii açıkara en çok müdahale edilebilen konsol, donanımsal olarak kırmaya bile gerek yok. Detaylar http://wiibrew.org/wiki/Main_Page

    Sansa derseniz o da inanılmaz: Rockbox diye bir proje var, sadece Sansa değil Ipod, Iriver, Toshiba, Olympus gibi bir sürü cihazda çalışıyor ve inanılmaz bir fonksiyonalite getiriyor aletlere http://www.rockbox.org/

    • Reply Mustafa Özbiçer May 3, 2013 08:48

      R520 + Palm benim için mükemmel ikili idi, hala da basitlik ve performans açısından tek geçerim. Bu ikili ile yapmadığım şey yoktu valla :)

  3. Reply tülin hindistan Nis 13, 2013 23:32

    oğlumun bu yazısı beni çok sevindirdi bir radyo sever olarak.
    Başarmışım ne mutlu bana

  4. Reply Hasan KILICER Nis 15, 2013 15:26

    Sony-wm-fx421 Walkman / Çok radyo dinlemedim ama 60′lık 90′lık TDK ve Maxell üzerinde “karışık” yazan kırık kutuları ile 2-3 kadar kaset, tabi Leatherman, birde eski süper elektronik setlerinden onda radyo yapabiliyordum, arada canın sıkılırsa ışıkları yakıp söndürmek için. Aslında leatherman ve birkaç dökümanda olsa doğa’dan da walkman veya radyo yapılabilir belki. Kaşıkla 10 km tünel kazan var.

  5. Reply Emre Saglam Nis 17, 2013 07:03

    Hmm, bu tanimlara uygun yegane cihaz: Commodore 64. Press play on tape.

    Ama gelmis gecmis en iyi teknolojik gelisme nedir desen GPS derim. Sonucta radyo ile uzaktan kuzenler :)

    • Reply Sundance Nis 17, 2013 08:30

      C-64 güzel örnek, benzerlerinden en büyük farkı bence mimarisi kadar Commodore Referance Guide isimli meşhur kitaptır. Bu kitap Commodore Rom’undan bazı kod örnekleri de vererek neyin nasıl yapılacağını makina dili seviyesinde anlatır ve bildiğim bütün Commodore coderlarının başucu kitabı olmuştur.

      GPS kesinlikle çok acaip bir şey. Yüz yıl önce nasıl radyo dünyada uzaklıkları yok ettiyse, Amerika’nın askeri amaçla oluşturduğu GPS sistemini halkın kullanımına açması ve ardından da Google Earth aynı etkiyi gerçekleştirdi.

      GPS’in pasif bir sistem olması da yine düşük sarf ve acaip bir kullanılabilirlik getiriyor. Birileri de çıkıp günlerce gidecek bir GPS sistemi kursa…

  6. Reply Mehmet Bakaçhan Tem 18, 2013 10:13

    Bu yazıdan sonra hem FLAC hem radyo desteği olduğu için Sansa Sandisk player almaya karar vermemle, Türkiye’de bir tane teknomarkette bulunmayışının kekremsi tadını yaşıyorum. Amazon’dan sipariş vermek sabırsız bünyeme iyi gelmeyecektir.
    Bu arada Kıvılcım Bey, mail adresiniz değişti mi ve/veya twitter hesabınızı kapattınız mı?

  7. Reply Ahmet Cihan Mar 31, 2015 13:47

    Sanki radyo yerine telsiz demek daha iyi gibi(Bir amatör telsizci olarak başka ne dememi bekliyorsunuz ki zaten) hem dinleme hem de görüşme yapabilmek daha güzel(Günümüzde birçok profesyonel olmayan telsizin FM radyosu da oluyor).
    R520 bilmiyorum ama birçok dizüstü bilgisayarın kaderi bence karmaşık olması. Daha ufak parçalar kullanmak zorunda kalıyorlar, bu da müdahale edilebilirliği düşürüyor.
    Basitlik yanı sıra bozulmaması, bozulsa bile müdahale edilebilir olup kolay tamir edilebilmesi iyi oluyor. Günümüz teknolojisinde tüketim toplumu olduğumuzdan bu tarz bir cihaz bulmak pek mümkün değil, bozuldu mu, at yenisini al yapıyoruz. Linksys WRT-54G gibi hack edilebilir cihazlar o açıdan güzel, bozulduğunda firmware güncelleme şansınız oluyor. OpenWRT projesi de benzer biçimde iyi sonuçlara vesile oldu.
    Son olarak mekanik işler için iyi bir İsviçre çakısını tek geçiyorum. :D

Leave a Reply