Gezi Parkı / Bölüm Sonu Canavarı 3

Gezi Parkı/Bölüm Sonu Canavarı

Bir süredir oğlumla Castle Crashers isimli bir oyun oynuyoruz. Basitçe bir iki hareketi olan, devamlı sağa doğru ilerlediğiniz ve önünüze geleni dövdüğünüz binlerce benzeri olan bir oyun.

Ana akım oyun firmalarının dışında bağımsız bir ekibin yaptığı ve onlarca ödül almış bu oyun özellikle iki kişi beraber oynamak açısından gerçekten ideal. Oğlum da o kadar çok sevdi ki “Haftasonu oldu mu? Oyun oynayabilir miyiz?” diye Cumartesi sabahı 7′de uyandırıyor beni.

Oyunun çok güzel bir atmosferi ve tasarımı var, detaylarında da birçok incelik barındırmakta. Zaman zaman, benim ön plandaki kavgaya odaklandığımdan farkedemediğim bir çok inceliği (biraz sonra karşımıza çıkacak olan koçbaşını veya bir piramidin üstünden atılan ve önümüze düşen okları) oğlum arka planda görüp beni uyarıyor.

Oyunun nispeten zor bölümlerinden birinin bölümsonu canavarı; genetiği ile oynanmış (tabi ki dev ve kötü) Mısır’dı. Tarla boyunca birçok rakiple kapıştıktan sonra ambarın olduğu bir açıklığa geliyorsunuz ve burada sizi bu Mısır bekliyor.

Biz de alıştığımız üzere kılıçları çekip Mısır’a giriştik. Oldukça zor bir rakip olan bu arkadaşı yola getirmeye çalışırken oğlum ilginç bir şeye dikkatimi çekti; ellerinde yaba ile kenarda duran ve mücadeleyi izleyen iki köylü vardı.

-Babacım?
-Efendim oğlum.
-Niye bu adamlar da bizle birlikte savaşmıyorlar? (Resim 2)
-Hımm. Bilmiyorum oğlum.
-Onlar da gelseler ya, daha kolay yeneriz.
-Belki de korkuyorlardır, evde çocukları vardır onların yanlız bırakmak istemiyorlardır.
-O zaman biz onların yanına gidelim.
-Eee peki.

Dev Mısır’ın ortadan kaybolmasını fırsat bilip, iki köylünün yanına gittik. Açıkcası hiçbir şey olmasını ummuyordum, sadece oğlanın gönlü hoş olsun diye yaptım. (Resim 3)

Ama çok acaip bir şey oldu:

Bir anda yerden fırlayarak saldıran Mısır, biz yanlarında olduğumuz için bu sefer iki köylüye de saldırmış oldu. Ve bunun üstüne kenarda hiçbir şey yokmuş gibi bizim mücadelemizi seyreden köylüler bizle birlikte savaşmaya mısıra vurmaya başladılar. (Resim 4)

Olanın şaşkınlığıyla 3,5 yaşındaki oğluma baktığımda “ben biliyordum” dercesine gülümsediğini gördüm, umut, mutluluk karışımı garip bir his kapladı içimi geleceğe dair.

Niye anlattım bunu?

Çünkü yedi gündür (özellikle de son dört gündür) Türkiye’de dört çeşit insan var. Öyle dine, dile, mahalleye, siyasi görüşe bağlı bir tespit de değil bu:

-Gezi Parkındaki eyleme katılan, destek veren bunun karşılığında da ciddi bir zulüm görenler ve onlara en ufak şekilde bile olsa destek olanlar.
-Haklı ya da haksız bir sebeple oraya gidememiş ama kalbi orda olan, karnına tekme yemiş hissiyle evinde oturanlar.
-Bütün bunlardan (hala) haberi olmayan, umursamayanlar.
-”Vay efendim polise nasıl karşı gelirler, beter olsunlar, anarşist bunlar.” diye kestirip atanlar, gazlayanlar, gazlatanlar hatta, eline sopa alıp dövmeye gidenler

Bilmiyorum siz kimlerdensiniz, aslında ilk grupta değilseniz çok da önemli de değil. Çünkü onlar hiçbir karşılık beklemeden sizler için de ordalar.

Ve çok ilginçtir, bu grubun büyük bir çoğunluğunu “gelmiş geçmiş en duyarsız nesil” denilen Y kuşağı oluşturuyor. Hani şu apolitikliğine her fırsatta laf soktuğumuz, (sanki onları 80′lerde gölgesinden korkarak büyütenler kendileri değilmiş gibi) büyüklerimizin “biz sizin zamanınızda” diyerek gözlerini devirdiği Y nesli.

Aklı bir karış havada, “Ne olursa olsun CEO olacam” dışında hiçbir isteği olmadığını düşündüğümüz, hislerini yapay, ilişkilerini yüzeysel, kendisini düşüncesiz bulduğumuz Y nesli; Türkiye tarihindeki belki de en barışçıl eylemde, dört gün boyunca su,gaz ve dayak yedikten sonra Pazar sabahı, eline çöp torbalarını alıp alandaki çöpleri topladı.

Hem de hepsi gayet bilgili, tecrübeli ve politik olan, ülkenin kaşar siyasetçileri, sendikacıları, köşe yazarları, medya patronları ve sözde ‘yıldızları’ boğaz gören evlerinde mışıl mışıl uyurken.

Ha, bir de şu “varoş çocuğu, az gelişmiş,vandal” dediğimiz, “kitlelerin afyonu” tarafından uyutulduğuna inandığımız futbol taraftarları var. Herkesin derdi özel güvenlikle korunan yüksek sitelerde (sokaktan olabildiğince uzak), pencere büyüklüğünde televizyonlardan HD film seyretmekken, neden bu arkadaşlar karda kışta maça gidiyorlar o eziyeti çekiyorlar bir türlü anlayamadığımız taraftar toplulukları. Ne ilginçtir ki bu arkadaşlar Gezi Parkı Direnişcilerinin en organize, en güçlü destekçisi oldular. Hem de Fener’lisi, Cimbom’lusu, çArşısı ile el ele kol kola. Acaba kimmiş “uyuyan/uyutulan”? Niye bunu yaptılar? Dahası nasıl yapabildiler?

 

Çünkü hayat oturma odasında değil ve en yüksek çözünürlüklü FULLHD televizyon bile HAYAT çözünürlüğünde değil. Hayat sokakta ve onlar sokağa en yakın olanlar.

 

Ne dersiniz? Doğru bildiklerimizi bir kez daha düşünmenin zamanı gelmedi mi? Çünkü bilgisayar oyunlarının aksine, siz ona gitmeseniz de, Bölüm Sonu Canavarı size bir gün mutlaka gelecek. Bugün küçücük bir parkı ve içindeki ağaçları almak için geldi, yarın ise sizin için değerli başka özgürlükleri isteyecek. Belki o zaman “keşke bu çocukların yanında olsaydım” diyeceksiniz.

3 thoughts on “Gezi Parkı / Bölüm Sonu Canavarı

  1. Reply Hasan Haz 3, 2013 14:35

    Pazar günü yakılmış bir o kadarda yıkılmış bir otobüs’ün orada (şişli evlendirme dairesinden taksime çıkan yokuşun başı) durumu görünce gerçekten çok şaşırdım, öyle bakınırken arkadan yavaş yavaş yükselen sesler duydum. Arkamda gayet temiz yüzlü sırt çantalı 15-17 yaş arası çocuklar şöyle diyorlardı; “Abi adamlar gaz geçirmiyor resmen, eğer onlar önlerde olmasaydı bizi duman ederlerdi, ötekiside abi onlar çarşıydı, bir diğeri ama bizde arkadan onlara hep su götürdük” dedi. Birkaç yılda bir ya böyle bir his varmış dediğim olaylar ender de olsa olur. Buda onlardan biriydi.

    Yazı çok güzeldi, bölüm sonu canavarı genelde oyunun aniden durması ve yavaş yavaş kayan ekran ile bize görünür ve algılamaya çalışırken birden kontrol bize geçer ya, en kötüsüde orada o anda çok iyi olmalı ve kısa sürede alt etmelisin. Yaşananlar olaylar tık tık tık gittik ve aniden karşımıza çıktı hemen köylülerin yanına koşmalı yada orada bekleyen köylüler olmalıyız.

    Selamlar.

  2. Pingback: Gezi Parkı Hakkında Okuyabileceğiniz En Çarpıcı Köşe Yazıları | ListeList

  3. Reply M.Serhat Dündar Tem 16, 2013 04:28

    “Aman ali rıza bey ağzımızın tadı kaçmasın”cılar var ki birde hiç sormayın.

    #direkgeziparkı.

Leave a Reply