Daha mutlu bir oyuncu olmak istiyorsanız… Vazgeçin !?

Rekabete dayalı bir oyun oynuyorsanız (veya takım tutuyorsanız, ya da siyasetin içindeyseniz) bilirsiniz, bazen kendi takımınızın yaptığı hatalar sizi o kadar bıktırır ki, rakip takım size kendi takımınızdan daha sempatik gelir : )Dota2LogoRed

Eğer League of Legends ve Dota gibi MOBA türüne meraklıysanız bunu daha da iyi bilirsiniz. Bu oyunlarda 5′e 5 iki takım vardır. Arkadaşlarınızla girmediyseniz, yanınıza gelen kişiler tamamen tesadüfidir. Onlarla oyun seviyeniz, uyumluluğunuz hatta bazen aynı dili konuşup konuşmadığınız bile tesadüflere bağlıdır. Tesadüfe bağlı olmayan tek şey, eğer oyunu kazanmak istiyorsanız bir takım halinde hareket etmeniz gerektiğidir. Tabi eğer rakip takım sizden daha da uyumsuz değilse ; )

MOBA oyuncusunun ruh hali genelde büyük çaresizlikler arasına serpiştirilmiş parıltısız zaferlerle doludur. Rusça konuşan takım arkadaşınıza kızarsınız, zamanında gelmeyen destek oyuncusuna kızarsınız, erken dalan taşıyıcıya kızarsınız, sık sık da gerekeni yapamadığınız için kendinize kızarsınız.

Birçok arkadaşım bu stres ve sıkıntı sebebiyle, çok beğenmelerine rağmen bu oyunlarda ya kalıcı olamadılar ya da uzun bir sürenin sonunda “artık sinirim kaldırmıyor” diye vazgeçtiler.

Bu “zehirleyici” ortamla profesyonel oyuncular nasıl başediyor diye ararken, Dota’nın efsane sunucularından Merlini’nin şu yazısına denk geldim Olumlu bakış açısı ve nasıl daha mutlu bir oyuncu olursunuz

Yazıdaki önerilerin oyunlara faydası hiç tartışılmaz, fakat yine de 27 yaşında birisinin bu kadar olgun bir şekilde bu fikirleri ilkeleştirebilmesi açıkcası beni şaşırttı. Bunu düşünürken farkettim ki aslında yazının içinde yer alan “Mutlu olmak için vazgeçmeniz gereken 15 şey” Luminita D. Saviuc’un yazısı

League_of_Legends_logo
Ve ben de içinde çok sevdiğim bazı düşünürlerden (Wayne Dyer, Lao Tzu, Roosevelt…) alıntılar bulunan bu güzel listeyi Türkçe’ye çevirdim. Umarım sizlerin de hoşuna gider)

Not: Yazıda sıkça geçen “give up” ifadesini ben vazgeçmek diye kullandım. Aslında kastedilen anlam”vazgeçmek ve kurtulmak” arası.

“Mutlu olmak için vazgeçmeniz gereken 15 şey:


1-Her zaman haklı olma ihtiyacınızdan vazgeçin:

Birçoğumuz hatalı olduğumuz düşüncesine dayanamayız-her zaman haklı olmak isteriz-öyle ki bu uğurda birçok güzel ilişkiyi tehlikeye atar, hem kendimiz ve hem de başkaları için stress ve acıya sebep oluruz. Hiç değmez. Ne zaman içinizde kimin haklı kimin haksız olduğuyla ilgili bir tartışmaya girme isteği duyarsanız şu soruyu sorun:”Haklı olmayı mı tercih ederim, nazik olmayı mı?” Wayne Dyer. Ne farkedecek? Egonuz gerçekten o kadar büyük mü?

2-Kontrol etme ihtiyacınızdan vazgeçin:
Kendinizi ve çevrenizi(durumları,olayları, insanları vs.) devamlı kontrol etme ihtiyacınızdan gönüllü olarak vazgeçin. Bu kişiler sevdikleriniz, iş arkadaşlarınız veya sokakta tanıştığınız yabancılar bile olsalar, bırakın istedikleri gibi olsunlar. Herşeyin ve herkesin oldukları gibi olmasına izin veriseniz bunun sizi ne kadar daha iyi hissettirdiğini görürsünüz.

Tutunmayı bıraktığınızda herşey hallolur. Ancak tutunmayı bırakanlar dünyayı kazanır. Ancak tekrar tekrar çabalarsanız, dünya kazanılamaz hale gelir.” Lao Tzu

3-Suçlamaktan vazgeçin:

Sahip olduğunuz ya da olmadığınız şeyler veya hissettikleriniz ve hissetmedikleriniz için başkalarını suçlamaktan vazgeçin. Gücünüzü ziyan etmeyi bırakın ve hayatınızın sorumluluğunu alın.

4-Kendinize zarar veren iç sesinizden vazgeçin:
O kadar çok kişi, olumsuz,kirlenmiş bakış açılarını devamlı tekrarlayarak kendilerine o kadar zarar vermektedirler ki… Aklınızın size söylediği herşeye inanmayın, özellikle de olumsuz ve size zarar vermeye meyilli olanlara. Çok daha iyisini yapabilirisiniz.
Zihin eğer doğru kullanılırsa üstün bir araçtır. Fakat yanlış kullanıldığında çok zarar verici olabilir.” Eckhart Tolle

5-Kendinizi sınırlayan inançlardan vazgeçin:

Ne yapıp yapamayacağınıza, neyin mümkün, neyin imkansız olduğuna dair sınırlayıcı inançlarınızdan kurtulun. Şu andan itibaren sınırlayan düşüncelerinizin sizi yanlış yerlere saplanıp bırakmasına izin vermeyeceksiniz. Kanatlarınızı açın ve uçun!

İnanç, beynin oluşturduğu bir fikir değildir, o beyni sabit tutan bir fikirdir.“Elly Roselle

6-Şikayet etmekten vazgeçin:
Düzenli olarak içinizde hissettiğiniz bir şeylerden şikayet etme hissinden vazgeçin. İnsanlardan, durumlardan, sizi mutsuz, hüzünülü ve bunalımda hissettiren şeylerden şikayet etmeyin. Eğer siz izin vermezseniz, hiçkimse sizi mutsuz hale getiremez,hiçbir durum sizi hüzünlü ya da keyifsiz yapamaz. Bu duyguları harekete geçiren olayların kendisi değil sizin onlara nasıl baktığınızdır. Pozitif düşüncenin gücünü hiçbir zaman hafife almayın.

7-Herşeyi eleştirme lüksünden vazgeçin:
Sizden farklı olan, olayları, insanları eleştirme ihtiyacınızdan vazgeçin. Hepimiz farklıyız ama bir o kadar da aynıyız. Hepimiz mutlu olmak, sevmek, sevilmek ve anlaşılmak isteriz. Hepimiz bir şeyler isteriz ve herkesin istediği bir şeyler vardır.

8-Başkalarını etkileme ihtiyacından vazgeçin:
Sırf başkaları sizi sevsin diye olmadığınız bir şey olmaya çalışmaktan vazgeçin. Bu işe yaramaz. Olmadığınız biri olmak için öylesine yoğun uğraşmaktan vazgeçip, maskelerinizi çıkartıp,gerçek benliğinizi kucakladığınızda insanların size çekildiğini göreceksiniz. Hem de hiçbir çaba göstermeden.

9-Değişime karşı olan direncinizden vazgeçin:
Değişiklik iyidir. Değişiklik sizin A noktasından B noktasına gitmenize yardımcı olur. Değişiklik sadece sizin hayatınızı değil, çevrenizdekilerin hayatlarını da geliştirir. Mutluluğunuzun peşinden gidin ve değişikliği kucaklayın, ona direnç göstermeyin.
Mutluluğunuzu takip ederseniz, evren daha önce duvarlar olan yerlerde sizin için kapılar açacaktır.” Joseph Campbell

10-Etiketlerden vazgeçin:
Anlamadığınız şeyleri,insanları ve olayları “garip” veya “değişik” gibi etiketlemeyi bırakın ve küçük adımlarla zihninizi açmaya çalışın. Zihin ancak açık olduğunda işe yarar.
Cehaletin en üst seviyesi, hakkında hiçbir şey bilmediğiniz bir şeyi reddetmektir.“Wayne Dyer


11-Korkularınızdan vazgeçin:

Korku sadece bir ilüzyondur, korku yoktur-onu siz yaratırsınız. O sadece aklınızdadır. İç dünyanızı düzene sokarsanız, dışarda işler kendiliğinden yoluna girecektir.
Korkmamız gereken tek şey korkunun kendisindir.” Franklin D. Roosevelt

12-Bahanelerinizden vazgeçin:
Onlara eşyalarını toparlamaları için kutular gönderin, çünkü onları kovuyorsunuz. Artık onlara ihtiyacınız yok. Birçok durumda kendimizi kullanıdığımız bahanelerle sınırlarız. Büyümek ve kendimizi, hayatımızı geliştirmekle uğraşmak yerine kendi kendimize yalanlar söyleyerek saplanıp kalırız. Bunun için de bahaneler oluştururuz, %99.9 gerçekte olmayan bahaneler.

13-Geçmişinizden vazgeçin:

Biliyorum, biliyorum bu zor. Özellikle de geçmiş bugünden çok daha güzel, gelecekse o kadar korkutucu gözükürken. Fakat şu anın, sahip olduğunuz (ve olacağınız) yegane an olduğunu unutmayın. Şu an özlemle andığınız, hayalini kurduğunuz geçmişi yaşarken gözardı etmiştiniz. Her ne yapıyorsanız orada,o zamanda olun ve hayatın tadını çıkartın. Sonuç olarak hayat bir yolculuktur, bir varılması gereken nokta değil. Gelecekle ilgili net bir vizyonunuz olsun, kendinizi hazırlayın, ama hep bu anda olun.

14-Bağlılıklarınızdan vazgeçin:
Bu birçoğumuz için(benim için de) kavranması o kadar zor bir kavramdır ki(hala da öyle) fakat imkansız da değildir. Tekrar tekrar uyguladıkça ve zamanla bu konuda daha iyi olabilirsiniz. Bütün şeylerden bağınızı koparttığınızda (ki bu onlara olan sevginizden vazgeçmek anlamına gelmez-çünkü sevgi ve bağlılık birbiriyle alakasız şeylerdir, bağlılık korkudan gelirken, sevgi, gerçek sevgi saftır,naziktir ve bencillikten uzaktır. Sevginin olduğu yerde korku olamaz, bu yüzden de bağlılık ve sevgi aynı yerde/aynı anda bulunamazlar) o kadar huzurlu, o kadar toleranslı, o kadar nazik o kadar sakin olursunuz ki. Herşeyi hiçbir çaba göstermeden anlayabildiğiniz bir yerdir orası. Kelimelerin ötesinde bir ruh hali.

15-Başkalarının beklentilerine göre yaşamaktan vazgeçin:

Çok fazla kişi kendilerinin olmayan bir hayatı yaşamaktadırlar. Hayatlarını başkalarının onlar için en iyisi olduğunu düşündükleri şeylere göre yaşarlar, ebeveyinlerinin en iyi olduğunu düşündükleri şekilde, arkadaşlarının, öğretmenlerinin, düşmanlarının, hükümetin ve medyanın istediği gibi yaşarlar. Kendi içlerinden gelen sesi gözardı ederler. Herkesi memnun etmeye çalışmakla, onların beklentilerini yerine getirmeyle öyle meşguldürler ki kendi hayatlarının kontrolünü kaybederler. Kendilerini neyin mutlu ettiğini, ne istediklerini neye ihtiyaç duyduklarını unuturlar… ve sonunda kendilerini unuturlar. Bir hayatınız var -şu anki hayatınız- onu yaşamanız, ona sahip çıkmanız ve özellikle başkalarının fikirlerinin sizi yolunuzdan saptırmasına izin vermemeniz gerekiyor.

Bütün sevgimle
Luminita”

Yazının orjinali:15 Things You Should Give Up To Be Happy
Yazar:Luminiata D. Saviuc

Leave a Reply